Nihayet Aylık Dergi Sayı: 136 Nisan 2026
0.0
(0 )
$34.48
Komplo teorilerine nasıl yaklaşmalıyız? Epstein olayı ve ardından İran savaşıyla birlikte birçoğumuz bu soruyu yeniden sordu. Çünkü bu teorilerin bütünüyle baştan savılamayacağı ortaya çıktı. “Adamlar haklıymış” dedirten, inanılması güç olduğu için ancak komplo teorilerine başvurarak açıklanabilecek rezaletler ortaya saçıldı. Komplo teorilerinin modern tarihini ve bu teorilere yönelik akademik küçümsemenin izlerini sürmek önemli. Çağdaş Batı düşüncesindeki eleştirel geleneğin komplo teorilerini “paranoyak” ve “hasta” olarak etiketleme eğilimini inançla ve mistisizmle ilgili meselelerde psikolojik sınır ihlallerinin yaşandığını unutmadan, bu teorilere orantısız biçimde kapılmanın doğuracağı ruhsal sakıncaları da göz ardı etmeden sorgulamalıyız. Komplo teorilerinin, ideolojik ve siyasi bir tercihin yaşattığı hayal kırıklığını telafi etme yolunda araçsallaştığını da görmekteyiz. Adanmış bir “kesin inançlı”nın, bir ideolojik başarısızlık karşısında, karmaşık bir açıklama modeli olarak komplo teorilerine bel bağlaması da olasıdır. Ama yine söylemeliyiz: Bu teorilerin bir kısmı, zaman zaman mizahi birer malzemeye dönüşecek denli uçuk kaçık olsa da bir kısmı hakikatin belli bir karanlık cephesini aydınlatıcı işleve sahip. Bu sebeple komplo teorileriyle karşılaşmanın son derece uyanık bir dikkatle sağlıklı sonuçlanacağını söylemeliyiz. Teorilerin içindeki aydınlatıcı ve karartıcı unsurları ayırt etme çabasının yüklediği bir uyanıklık borcudur bu.Sanırım konunun karmaşık ve çok boyutlu olduğunu ifade edebilmişimdir. Bir yanda bilimsel bilgininnormları, diğer yanda toplumsal deneyimlerin hakikat arayışı; bir yanda epistemolojik titizlik, diğer yandameşru şüpheler.